2019 yılı İLKBAHAR ILIMI ( Vernal EQUINOX )

İLKBAHAR  ILIMI       (Vernal Equinox )

 

Bu yazıda     İLKBAHAR ILIMI  –  EKİNOKS   konusunu ele alıyoruz.  Geçen sene aynı konu  2018 yılına ilişkin anlatımlarla  yayınlanmıştı.   Aynı yazıyı 2019 yılı için uyarlayıp tekrar sizlere sunuyoruz.

Aslında  “İlkbahar ılımı”  tanım olarak verip sonuçlarını yazmak çok kolay ve basit olurdu. Ama olayın ve sonuçlarının neden ve nasıllarını doğru şekilde öğrenmek daha güzel olur diye düşündüm.

Olayın kendisini anlatırken karşılaşacağınız ve ilk kez duyacağınız yeni tanımlar çıkacak karşınıza, sonra  bir diğeri daha.. Bunları da öncesinde kısa bilgiler olarak vermek istedim.

” İlkbahar Ilımı”  ile ilgili bilgilenirken  göreceksiniz,   birçok bilmediğiniz şeyi de öğrenmiş olacaksınız.  Öyleyse fazla uzatmadan başlayalım.

Önce temel tanım ve kavramlar üzerinde duralım.

Gökküresi :   Güneş, gezegenler ve Ay  dahil bütün gökcisimlerinin üzerinde yeraldığı ve  üzerinde hareket ettiği varsayılan, merkezinde Yerkürenin bulunduğu sonsuz büyük yarıçaplı sanal bir küre.

Yerküremizin dönme ekseni  gökküresinin de dönme eksenidir. (Dönme ve dolanma hareketi yapan Yerküre üzerinde gözlem yapıyorsanız, çevrenizdeki gökcisimlerinin  hareketlerini farklı algılarsınız. Gözlediğiniz bu tür hareketlere  “görünür hareket” denilir.  Yerküre bu  dönme ekseni etrafında  yaklaşık bir günde bir tam dönme yaparken, üzerindeki gözlemci de gökküresini  yaklaşık bir günde, ters yönde bir dönme yapıyormuş gibi görür,algılar. Gökcisimlerinin doğması – batması, gün tanımı vb.  bu “Günlük  Görünür Hareket” sonucunda oluşur.)

Dönme ekseninin   gökküresini kuzey tarafta kestiği noktaya Kuzey Gök Uçlağı (kuzey kutup noktası )  denir ve bu noktaya çok yakın olan yıldızın  (Kutup Yıldızının )  adı Polaris – Demirkazık ‘tır.

Gök Eşleği,  Yerkürenin Eşlek (Ekvator) düzlemi uzaya doğru genişletildiğinde  oluşan  gökküresi ile arakesitidir.

Gök Eşleği,   Gökküresini iki eşit parçaya böler.

Dünyamız üzerindeki bir gözlemci Güneş’e baktığında onu gökküresi üzerindeki yıldızlar arasında bir yerde görür. Dünya Güneş etrafındaki yörüngesinde dolanırken,  gözlemci Güneş’i gökyüzünde yıldızlar arasında dolanıyormuş gibi gözler.  Bunun dönemi bir yıl olduğundan bu harekete de “Yıllık Görünür Hareket” adı verilir. Mevsimler, yıl vb kavramlar bu hareket sonucu ortaya çıkar. .  (Güneş’imizin gökyüzünde gözlenen bu  yer değiştirmesi,  yerkürenin hareketi sonucunda gözlenen bir göreli-görünen harekettir. Güneş’in gerçek hareketi değildir. Bu   hareketi sırasında da bir yıl  süresince  Burç adı verilen 13 takımyıldızın sınırları içersinde yolalır.)

GÜNEŞ’imizin  bir yıl boyunca gökyüzünde izlediği çembere “TUTULUM” denilmektedir. Güneş, bu çember üzerinde  hergün yaklaşık 1 derece doğuya doğru yolalır.  Güneş ve Ay Tutulmaları,  YER, AY ve GÜNEŞ tam bu düzlem üzerinde ve aynı hizada olduklarında gerçekleşir. Tutulum denmesinin nedeni de budur. ( Diğer gezegenler ve AY da bu çembere çok yakın dolanırlar. Hepsinin dolandığı, Tutulum çevresindeki band şeklindeki bu bölgeye  ZODYAK KUŞAĞI  adı verilir. )

İlkbahar Noktası : Gök Eşleği ile  Tutulum  2 noktada kesişirler.  Tutulum çizgisinin  Gök Eşleğinin kuzeyine doğru çıktığı nokta  İlkbahar Noktası (İN), diğeri ise Sonbahar Noktasıdır (SN).

İlkbahar Ilımı  :  Güneş’in yıllık görünür hareketi sırasında  İlkbahar Noktasından (Gamma noktasından) geçtiği zaman.  Bu tarih  ;  Yerkürenin Kuzey yarıküresinde  ilkbahar mevsiminin, Güney yarıküresinde ise Sonbahar mevsiminin  başlama zamanı  olarak tanımlanır.

Güneş Tutulum üzerinde hareket ederken  Gök Eşleğine uzaklığı yanı DİKAÇIKLIĞI sürekli değişmektedir. 21 Haziran’da Gök Eşleğinden en uzak konumdadır.  Bu tarihte kuzeye doğru  en fazla 23.5 derece uzaklaşır. 22 Eylül’de gökeşleğini keser, dikaçıklığı  0 derece demektir, daha  sonra güneye doğru devam eder. 21 Aralık günü  Gök Eşleğinden güneye doğru en uzak konumda olur.  Bu açı da 23.5 derecedir.  Güney tarafta olduğunu göstermek üzere  ( eksi değer alarak)   23.5 derece olur,  Sonraki günlerde  tekrar Eşleğe yaklaşır. 20-21 Mart günlerinde GÜNEŞ, gökeşleği üzerinde,  İlkbahar noktasında bulunur, dikaçıklığı  0 derecedir ve bu konum İlkbahar ILIMI olarak adlandırılır.

Güneş’imizin Tutulum üzerindeki  bu görünür hareketi sırasında,   Gökküresinin Güney tarafından Gök Eşleğine doğru yaklaşır,  20/21  Mart günü Gök Eşleği üzerinde olur ve İLKBAHAR ILIMI –  İLKBAHAR  EKİNOKSU  gerçekleşir.  Tam bu günde  Gece ve  Gündüz süreleri eşit ( 12 saat)  olur. ( EQUINOX  : Latince kökenli eşit olma anlamında bir sözcük.  Gece  ve gündüz sürelerinin eşitliğini vurgulamak üzere kullanılmaktadır.)  Sonraki günlerde ise Güneş, gökyüzünde tekrar Kuzey enlemlere doğru yolalır. Bu tarihten sonra gündüz süreleri 12 saatten daha uzun olacaktır, her geçen güz bu süre uzayacaktır.

Süre hesaplamalarda Güneş’in merkezi kullanılır.  Güneş’in merkezi ufkun altına inmiş olsa bile  Güneş’in tamamen batması için kısa bir süre daha geçer. Sabah doğarken ise, Güneş merkezi ufkun üzerine çıkmadan kısa bir süre önce Güneşin üst kenarı  ışınlarını göndermiş olur. Bunun sonucu olarak, ılım gününde  hesaplamalar sonucu gece-gündüz eşitliği yazılırken  aslında Gündüz süresi 12 saatten daha fazla sürer.  Ancak,  15-16-17  Mart günlerinde gündüz (=güneş ışığı gördüğümüz)  ve gece (= güneş ışığı görmediğimiz) süreler eşit  (= 12 saat) olur.

Şimdi bir başka ilginç konuya değineceğiz.

İlkbahar noktasının gökküresi üzerindeki konumu sabit değildir.  Bunun sonucu olarak  Güneş her yıl  İlkbahar Noktasından   aynı tarih ve saatte geçmez.

Şimdi bunun nedenleri ve nasıllarını temel bilgileri de vererek anlatalım;

YER  tam olarak bir küre değildir. Uçlak (kutup) noktalarından biraz basık ve bunun sonucu olarak Eşlek(ekvator) bölgelerinden biraz şişkin yapıdadır.

YER’in dönme ekseni  ile Tutulum’un normali arasındaki açı ( ya da bir başka deyişle ; Eşlek düzlemi ile Tutulum düzlemi arasındaki açı  yaklaşık 23.5 derecedir. Güneş Tutulum üzerinde olduğundan,  Ay ile birlikte ( LUNISOLAR )   YER’e uyguladıkları kütleçekimi  ile  bu iki düzlemi çakıştırmaya zorlar.  Güneş ve Ay’ın bu olay sırasında uyguladıkları toplam kütleçekim etkisi, gezegenlerin uyguladıkları toplam etkiden 400 kat fazladır.

Dolanma  ve dönmeler sonucunda bu iki düzlem çakışmaz ancak YER’in dönme ekseni  Tutulumun normali etrafında koni  çizer ( ya da  dönme ekseni gökyüzünde Tutulumun uçlak noktası etrafında yarıçapı yaklaşık 23.5 derece olan bir çember çizer.)  İşte bu harekete  PRESESYON  hareketi denir.     İlkbahar Noktası bu çemberi   yaklaşık 26000  yılda tamamlar.

Dönme ekseninin gökküresini kestiği noktalardan kuzeydeki Kutup Noktasında   Polaris-Demirkazık olarak adlandırdığımız Küçük Ayı takımyıldızının en parlak yıldızı (Alpha Umi)  bulunuyor.. Presesyon sonucunda bir süre sonra Kuzey Kutup Noktası  bu yıldızdan uzaklaşacak ve  presesyon çemberi üzerinde yerdeğiştirecektir.  Bu hareket nedeniyle   MÖ 3000  yıllarında kutup yıldızımız  Ejderha takımyıldızına ait  bir yıldız olan   THUBAN iken  günümüzde kutup yıldızı olarak Polaris görünmektedir. Günümüzden yaklaşık 26000 yıl sonra  KUTUP noktasında tekrar Polaris’i görebileceğiz   🙂

Toplam etkilerdeki değişimler nedeniyle de  bu çember üzerinde salınımlar oluşur.  Bu salınımların dönemi  18.6  yıldır. Genliği ise yaklaşık 9 yay saniyesi  gibi çok küçüktür. Bu değişime de NUTASYON hareketi  adı verilir.

PRESESYON hareketi sırasındaYER’in  Eşlek düzlemi  de   TUTULUM üzerinde konumunu değiştirir. Bunun sonucunda da  İlkbahar noktasının  Tutulum  üzerindeki yeri sürekli değişir. Bu değişim Güneş’in Tutulum üzerindeki dolanma yönünün tersi yönündedir.

İlkbahar noktası  MÖ 4500  ile  MÖ 2000  yılları arasında  BOĞA,  daha sonra MÖ 100 yılına kadar  KOÇ takımyıldızı sınırları içinde  yerdeğiştirmiş,  MS 2700 yılına kadar  da BALIKLAR  takımyıldızı içinde  bulunacaktır.   Bunun birbaşka sonucu da,  Güneş’imiz   uzun yıllar  içinde, yılın aynı tarihinde  farklı takımyıldız sınırları içinde  oldu demektir.  Yaklaşık  6000  yıl öncesinden  bu yana ,  20/21 Mart  günü  Güneş,in konumu     BOĞA;  KOÇ, ve BALIKLAR  takımyıldızları içinde  yer değiştirmiştir. Yine yaklaşık  700  yıl sonra da  aynı tarihte  İKİZLER  takımyıldızında  yeralacak demektir.  Bu örneğe  göre,  20/21 Mart günü doğanların burcu  zamanla değişiyor…???….. Bu basit bilgi,  Astroloji ile uğraşanların kulağına küpe olur  umarım.  🙂  )

Güneş, Tutulum adını verdiğimiz görünür  yörüngesini 365.256363   günde tamamlar. İlkbahar noktası ise  Tutulum üzerinde Güneş’in dolanma yönünün tersine kayma gösterir.  Bunun sonucu olarak ; Güneş’in  Tutulum üzerindeki İlkbahar Noktasından ardarda iki geçişi arası  365.24219  gündür. Bunun anlamı  Güneş’in İlkbahar noktasından geçişi her yıl  bir önceki geçişinden  yaklaşık 20,41 dakika  daha önce olur.

İlkbahar noktası  TUTULUM üzerindeki  yaklaşık  20,41  dakikalık  yolu  bir yılda kayıyorsa,  365.256363 günlük yolu bu kaymaile  ne kadar zamanda tamamlayacaktır ?  Bunun anlamı,  İlkbahar Noktası  Tutulumun tamamını kaç yılda turlayacak ?   demektir.( Yerin dönme ekseni  PRESESYON hareketinin bir turunu kaç yılda tamamlayacak ? )

Bir yılda  ;  365.256363  gün  = 365.256363   * 24 * 60 dakika  =  525969  dakika eder.

Tutulumun tamamını dolaşması için geçecek süre :  525969 / 20.4133  =  25766  yıl  bulunur.

Sonuç olarak ;  Yerin dönme ekseninin yaptığı presesyon hareketinin dönemi 25766 yıldır. Yaklaşık 26 bin yıl diye söylenir.  26 bin yılda İlkbahar Noktası  Tutulum üzerinde bir tur atmış olur.

Peki, sıra geldi can alıcı soruya. Güneş’in ilkbahar noktasından geçişi, ilkbahar mevsiminin başlangıcı kabul edilir, bu yaklaşık 20/21 Mart günlerine denk gelir.  Bu nasıl olur ?

Bir Güneş yılı  uzunluğu  365.256363  gündür.  (Yörüngeyi tamamlama süresi  =  Yıldızıl YIL)

Bir takvim yılı uzunluğu   365 gündür.  = Takvim YILI   (Artık yıllar 366 gün )

Aradaki bu fark nedeniyle, takvimler başlangıçtan bu yana hep  değişikliklere uğramıştır. Takvimin aynı günleri  Güneş’in yörünge üzerinde  aynı konumlara denk gelmesi için artık yıl gibi düzenlemeler yapılmaktadır. ( Takvimler konusunu bir başka yazı ile ele alacagım.. )

Güneş’in  Tutulum üzerindeki İlkbahar Noktasından ardarda iki geçişi arası  365.24219  gündür ( Tropikal YIL)

Buna göre ; Güneş’in  İlkbahar noktasından geçişleri,  takvim üzerinde hangi zamana  denk gelir ?

Takvim yılı biter,  ilkbahar noktasından geçmesi için daha ;  0.24219 gün = 05 sa 48 dk  zaman geçer.   Bunun sonucu her yıl takvim zamanı olarak   aynı takvim günü  içinde  05 sa 48 dk sonra  geçecektir.  Bu fazlalık saatler  yıllar ilerledikçe  birikir  ve  5.  yılda    bir  sonraki güne geçmesi söz konusu olur,  düzenli bir  şekilde kayma yapardı.

Takvimlerdeki  “artık yıl”  düzeltmeleri yapılmamış olsaydı uzun  yıllar arasında bu ekinox tarihleri incelendiğinde (aşağıdaki grafik) düzenli bir artış olduğu görülür.

Herhangi bir yıl ve  herhangi bir yer için  Ekinoks zamanlarını bulabileceğiniz bir kaynak :

https://www.timeanddate.com/calendar/seasons.html

Ancak, günümüzde kullandığımız takvimlerde bu düzeltmeler yapıldığı için  dört yılda bir   artık gün uygulaması ile  ekinoks zamanları  yılın aynı günlerine denk düşebilir. (aşağıdaki  grafik )

Bir başka ilginç konu ise yılın hangi günlerinde gerçekleşeceği ya da bu tarihlerin hangi günlere denk geldiğidir.

Bir olayın gerçekleşme zamanı belirtilmek istendiğinde “saat” zaman birimi kullanılır. Ancak, bu birim Güneş’in konumuna göre belirlenir.  Uluslararası bilimsel ortamda  dünyamız 24 saat dilimine ayrılmıştır. Ülkeler bu saat dilimlerinden birsini kabul etmişlerdir. Büyük alanlara sahip ülkelerde ise birden fazla  farklı saat dilimleri kullanılır. Bir olay olduğunda onun oluş zamanı her ülkede kendi saati ile belirtilir. Örneğin bir olay olduğunda İngiltere’de saat 15 ise, Türkiye için o olay  TBZ ile  saat 18 de gerçekleşmiştir.

Bir diğer örnekte ise;  bir olay olduğunda İngiltere’de saat 22 ve günlerden Çarşamba  ise, Türkiye için o olay   TBZ ile  saat  Perşembe günü saat 01 de gerçekleşmiş olur.

Astronomlar bu farklılıklardan kurtulmak için  bilimsel çalışmalarda  gün ortasında başlatılan bir  Julıen Zamanı, Saat olarak  Greenwich Ortalama Zamanı (GMT) kullanırlar.

Ekinoks zamanları için de böyle olmuştur.  Ülkemizde Kış saati uygulaması kaldırılmış ve yıl boyunca ileri saat  yani yaz saati uygulanmaktadır. Bunun sonucunda ekinox zamanlarıdört yılda bir  21 Mart tarihine denk gelmektedir.  Örneğin 2018 yılında  20 Mart 19:15 te iken,  2019 yılında 21 Mart 00:58  de gerçekleşecektir.  Kış saati uygulanmaya devam edilseydi, ( 2019 yılında da, kış saati uygulanıyor olacaktı ve  İlkbahar Ilımı   bir saat  öncesi 20 Mart 23:58  de gerçekleşecekti)  tüm Ekinox tarihleri  20 Mart ta gerçekleşecekti.  Ne yapalım, bilim dünyası yerine  siyasiler bu konuda karar verince  bu tür değişik tarihler konuşulur oldu.


Yazının başında ne yazmıştık. Kısaca  tanımlanacak bir olay için uzun uzun bilgi aktaracaktık. Değişik konularda bir bilgi deposu gibi oldu. Sabırla okuduysanz birçok değişik konuda bilgilendiniz demektir.

Olmadı, konuyu iyice karıştırdım diyorsanız  mail adresim : zeynel.tunca@gmail.com

Bana yazın,   yine bu sayfalarda  daha kısa ve basit anlatımlarla aktaralım.  Sadece bu konularda değil, aklınıza gelen her konuda sorularınızı bekliyorum.

Bilimden uzaklaşmadan, sağlıkla kalın.

====================================================================== 

2019 ŞUBAT AYINDA GÖKYÜZÜ

ŞUBAT  AYINDA  GÜNEŞ :


Güneş’imiz  20 Ocak günü  OĞLAK takımyıldızı sınırları içersine geçmişti.  Şubat ayının ilk  yarısında bu takımyıldız sınırları içinde görülecek ve 16 Şubat günü  KOVA  takımyıldızına geçecektir. Şubat ayı sonuna kadar da  bu takımyıldız sınırları içinde   gökyüzünde  doğuya doğru ilerlemesini sürdürecektir.

GÜNEŞ,    21 Aralık tarihinde  Gökeşleği’nin  güney tarafında en uzak konuma gelmiş  ve   En Uzun Gece – En Kısa  Gündüz bu tarihlerde yaşanmıştı.   Sonraki  günlerde  kuzeye doğru yıllık hareketini sürdürerek  Gökeşleğine yaklaşmaktadır.

Ufuk düzlemimizde   doğma ve batma anındaki konumu sürekli değişmektedir.   Şubat ayının ilk günlerinde Doğu noktasından Güney yönüne doğru 23 derece öteden doğacaktır. Akşamları da aynı şekilde,   battığı nokta Batı noktasından Güney yönüne doğru 23  derece ötede olacaktır.  Ay sonuna doğru bu değerler  her geçen gün  azalacak ve   11 dereceye kadar inecektir. Bunun anlamı  GÜNEŞ kuzey yarı küreye doğru yol almayı sürdürerek  gökeşleğine iyice yaklaşmış olacaktır.

21 Aralık günü  KIŞ  GÜNDÖNÜMÜ ;  en kısa GÜNDÜZ  – en uzun GECE   gerçekleşmişti. Bu tarihten sonra artık geceler kısalmaya, gündüz süreleri ise artmaya başlamıştı. Şubat ayının ilk günlerinde yaklaşık 10 sa 10 dk olan gündüz süresi  ay sonuna doğru yaklaşık 60 dakika artacak ve 11 sa 10 dk olacaktır. Farklı enlemler için  Gündüz süreleri  farklı  olur.)  

Güneş, Ocak ayının ilk günleri Ankara’da  07:57 de doğacak,  ayın ilk yarısında çok fazla değişmeyecek olan bu doğma zamanı son günü ise 07:24 olacaktır.   ( Burada unutulmaması gereken özellik ; Türkiye’mizin doğusu ile batısı arasındaki   aynı enlemli gözlem yerlerinde doğma-batma saatleri arasındaki fark yaklaşık 1 saat civarındadır.

Şubat  ayı süresince  Güneş,  Ankara’da  saat 13:02 civarında  öğlen çemberinden geçecektir.  Diğer kentlerin Ankara’ya göre boylam farklarına uygun olarak,  doğusundaki kentlerde daha erken, batısındaki kentlerde ise daha geç  meridyenden geçecektir.   ( Örneğin   Ankara’nın Coğrafya Boylamı yaklaşık  32.8 derece doğu,  İzmir’in ise  27.1 derece doğu boylamı, buna göre aralarındaki boylam farkı  yaklaşık 5.6 derece olur.  Her bir derece Güneş’in hareketine uygun olarak 4 zaman dakikasına denk gelir. Buna göre 5.6 x 4 = 22.4 dakika eder.  Öyleyse Güneş, 1 ŞUBAT günü Ankara Öğlen çemberinden saat 13:02  de geçecek ise, İzmir öğlen çemberinden yaklaşık 22.4 dakika sonra  yani  yaklaşık saat 13:24  de geçecek demektir. Ankara’dan daha doğudaki iller için hesap yapılırken boylam farkına denk zaman değeri çıkartılır. Bu ayrıntıyı da unutmayalım…

GÜNEŞ,  Şubat   ayının   ilk günlerinde,  gün ortasında,  Güney yönünde,   ufuktan en fazla 33 derece yüksekten geçecektir.  Son günlerine doğru  ufuktan yüksekliği yaklaşık  9 derece daha fazla olacaktır. (Ankara’ya göre verilen bu değerler, güneye doğru kaç derece giderseniz o kadar artar.. Kuzeye giderseniz azalır.)  Her geçen gün GÜNEŞ ışınlarının  geliş eğim açısı artacak  demektir.  Ama unutmayalım, Güneş  gökyüzünde hala güney yarıküresinde, bulunduğumuz enlemlerde hala  ışınları  eğik gelmekte, yani kış sürüyor…..

Türkiye’mizin doğusundan VAN, ortasından ANKARA ve batısından da İZMİR  kentleri için  ŞUBAT  ayının ilk, orta ve son günlerinde Güneş ile ilgili zamanlar ;  öğlen-meridyenden geçiş zamanı, yüksekliği ve YER’e  uzaklığı aşağıdaki çizelgede verilmiştir. Değerleri karşılaştırarak yukarıda metin olarak verilen bilgileri  irdelemenizi öneririm.

 ( https://www.timeanddate.com/sun/turkey/ankara?month=12&year=2018 )

 —————————————————————————————————————

AY 

 AY,  OCAK   ayı süresince elips şeklindeki yörüngesinde dolanırken yörüngesinin enberi ve enöte noktalarından geçiş tarihleri ile bu tarihlerdeki AY- YER uzaklıkları aşağıdaki gibidir.

05  ŞUBAT  :   AY,   Enöte  ( YER’e en  uzak )   konumunda  :   406 550 km

19  ŞUBAT  :   AY,   Enberi ( YER’e en yakın )   konumunda  :   356 761 km

AY’ın Şubat ayı içinde,  YER atrafındaki yörüngesi  2019  yılı içinde gerçekleşecek yörüngelerin en basık olanı olacak. Bunun sonucunda Enberi  ve Enöte  uzaklıklarıda uç değerlerde  olacaktır.  2019 yılının en büyük  Enöte değeri  ile,  en küçük Enberi  değeri yine  Şubat ayı içinde gerçekleşecektir.

Bunlara ek olarak,  19 Şubat günü,  DOLUNAY ( SüperAy ) gerçekleşecek  ve  bu Dolunay   2019 yılının  en büyük  çaplı  Dolunayı  olacaktır.

AY’ın   EVRELERİ :

 AY, Yer etrafındaki yörüngesinde dolanırken, gökyüzünde hergün yıldızlara göre açısal olarak yaklaşık 13 derece   doğuya doğru konumunu değiştirir.

Bunun sonucu olarak aynı  gözlem yerinde hergün bir önceki güne göre yaklaşık 45-50 dakika daha geç doğar.

Yine yörüngede dolanmanın sonucu olarak, Güneş – Yer – AY  açısı  sürekli değişir ve  farklı tarihlerde YER den AY’a bakıldığında AY’ın aydınlık olan yarısının YER’den farklı biçimlerde görünmesi de AY’ın EVRELERİ’ni oluşturur.

Yeniay       :   05   Şubat                İlkdördün    :   13  Ocak

Dolunay    :   19  Şubat                 Sondördün  :   26  Şubat

GEZEGENLERİN   GÖZLENEBİLİRLİĞİ

 Bilgi Notu :

Tutulum düzlemine yakın olan, ZODYAK Kuşağı içinde dolanan Gezegenler ve AY;  Güneş’in Doğu tarafında olması durumunda, Güneş battıktan hemen sonra Batı gökyüzünde görünürler. Güneş’in Batı tarafında olanlar ise,  Güneş sabah doğmadan önce doğarlar. Bu gökcisimleri  Güneş’e  açısal olarak ne kadar uzak olurlarsa o denli  fazla süre gözlenebilirler.  

 MERKÜR    

Şubat ayının   ilk gününde  Güneş’in hizasında (Üstkavuşum konumunda) ve  OĞLAK   takımyıldızı sınırları içinde görülecek olan haberci gezegen  8/9 Şubat  günü KOVA  ve  22/23 Ocak  günü ise  BALIKLAR  takımyıldızı bölgesine geçecektir.

Ayın ilk günleri Güneş’e açısal olarak çok yakın olacak ve gözlenemeyecek. Son günlerinde ise Güneş’in doğusunda açısal uzaklığı her geçen gün artarak 17 dereceye kadar ulaşacaktır.   Ay’ın sonuna doğru, akşamları Güneş battıktan sonra  Batı ufkunda uygun koşullarda ufka yakın konumda  gözlenebilecektir.

VENÜS :  

Güzellik Tanrıçası  VENÜSŞubat ayının ilk günü girdiği YAY  takımyıldızı sınırlarını ay sonuna kadar terketmeyecektir.  Doğuya doğru hareketi sırasında  18 Şubat günü çok yakın olmak üzere 16-20 Şubat günlerinde SATÜRN  ile yakın görünümde olacaktır.

Ayın ilk günü Güneş’in açısal olarak 44 derece batısında görülecek olan gezegen  ayın  son günü ise  39 derece  açısal uzaklıkta bulunacaktır.   Bunun anlamı, VENÜS  Ocak ayı içinde  sabah gökyüzümüzü süsleyecek ve ay boyunca Güneş’ten  yaklaşık  1-2 saat önce doğacak ve günbatımına kadar “Sabah Yıldızı  tanımlamasına uygun bir şekilde güzel bir gözlem hedefi olacaktır. Ay boyunca  yaklaşık   -4.2 kadir parlaklığı ile  doğu gökyüzünde AY’dan sonra en parlak gökcismi olarak gözlenebilecektir.

MARS :  

Şubat  ayı ilkgünleri  BALIKLAR takımyıldızında bulunacak olan “Kızıl Gezegen”   13 Şubat günü  KOÇ takımyıldızı sınırları içine geçecektir.  Ayın ilk günü Güneş’in doğusunda  yaklaşık 68 derece açısal uzakta bulunacak ve  ay sonuna kadar  Güneş’e olan açısal uzaklığı  58 derece ye kadar azalacaktır..  Ayın ilk günleri Güneş battığında Güney yönünde Merideyeni geçmiş bir konumda olacak,  Güneybatı gökyüzümüzü süsleyecek ve gece yarısından önce batacaktır. Hergeçen gün daha erken batmış olacaktır. 10 Şubat akşamı hilal evresindeki AY ile yakın görünümde olacak olan MARS’ın parlaklığı +1 kadir civarında olacaktır.

JÜPİTER : 

Güneş ailesinin en büyük gezegeni olan JÜPİTER  Şubat   ayı süresince de  Güneş’in  batısında  ve YILANCI  takımyıldızı sınırları içinde   bulunacaktır. Ayın ilk günü açısal olarak Güneş’e  yaklaşık 51 derece uzaklıkta iken,  Güneş’in doğuya doğru daha hızlı yerdeğiştirmesi nedeniyle  bu açısal uzaklık artacak ve ayın son günü  75 derece olacaktır.   Ayın ilk günlerinde Güneş doğmadan yaklaşık 2,5 – 3 saat önce doğacak olan bu dev gaz gezegen  ilerleyen günlerde daha erken doğacak ve yaklaşık  -2 kadir parlaklığı ile  Güney-Doğu gökyüzümüzü süsleyecek, Güneş doğana kadar izlenebilecektir. 27 ve  28 Şubat sabahları  sondördün evresi sonrasındaki AY  ile yakın görünümde olacaklardır.

 SATÜRN
Ocak   ayı   içinde  de   YAY takımyıldızındaki  konumu fazla değişmeyecek olan  ve  “Halkaların Efendisi de denilen bu güzel görünümlü dev gaz gezegen, ayın ilk günleri  25 derece Güneş’in Batı tarafında yeralacak ilerleyen günlerde  uzaklaşmasını sürdürerek ayın son günlerinde bu açısal uzaklık 49 derece  olacaktır.  Güneş doğmadan kısa süre önce doğacak, ufkumuzdan yüksekliği fazla olmayacak ve ancak uygun koşullarda güneydoğu ufkunda kısa süre gözlenebilecektir. Şubat ayı süresince parlaklığı da 0.5 – 1 kadir aralığında olacaktır.

02  Şubat,   AY ile SATÜRN  çok yakın görünümde olacaklar.   2 Şubat  sabahı  Güneş doğmadan az önce GD  ufkunuzda bu yakınlaşmayı  gözlem koşulları uygun ise gözleyebilirsiniz.  Bu yakınlaşma bir örtme ile güzelleşecek aslında.   AY;    Halkalı Güzel SATÜRN’ü   örtecek.  Örtmenin gerçekleşeceği saatte GÜNEŞ doğmuş olacak ancak   ülkemizin batısında bulunan gözlem yerleri daha şanslı, Güneş bu yerlerde daha geç doğacak, ve belki örtme başlangıcını yeni doğmuş Güneş ışığına karşın görebilirsiniz. Örtme sırasında ikilinin  GD ufkundan yüksekliği 10-15 derece civarında olacak.  Yağmurlar ara verirse temiz  bir atmosfer olur ve gözlem daha verimli olur.  Bence şansınızı deneyin.  SATÜRN çok parlak değil, Güneş ışığı olacak, ufuktan yükseklik az,  Olsun,  AY  son hilal evresinde ışığı az……  bir dürbün, bir küçük teleskop örtmeyi  görmeniz için yeterli olur..   Bence  denemelisiniz.     Usta  astrofotoğrafçılar bunu kaçırmayacaktır, koşullar uygun olursa…   Fotoğrafını çeken olursa, bana gönderirse, buradan  herkesin beğenisine sunarız…  Kolay gele.. ( 1 Şubat sabahı,  Güneş doğarken, İzmir  sürekli yağmurlardan kurtulmuş, temiz bir atmosfer varken,  GD  ufkumuzda AY ile VENÜS’ü  basit bir cep telefonu ile görüntüledim.  Aşağıda..  2 Şubat sabahı,  AY  doğuya doğru SATÜRN’e yaklaşacak, ancaaakk,  hınzır AY, işi zorlaştırmak için biraz daha güneye ve biraz daha Güneş ışığına yaklaşmış olacak…   🙂   )

ŞUBAT ayı süresince Güneş doğmadan hemen önceki Güney-Güneydoğu ufkumuzdaki gökyüzümüz yukarıdaki şekilde görülmektedir. Ayın ilk ve son günü üç gezegenin bulunduğu konum ayrı ayrı gösterilmiştir. Dikkat edilirse hepsi, Samanyolumuzun merkezi doğrultusunda yeralmaktadır.  AKREP takımyıldızı, YAY takımyıldızı,ve  AKREP’in Kalbi  Antares  bu gezegenlere  eşlik ediyorlar.  Gökyüzünün keyifle gözlenecek  bir  bölgesi. Samanyolu bölgesindeki çok sayıda ve görece parlak derin uzay cisimleri de bir dürbün ya da bir teleskop yardımıyla rahatça gözlenebilecek bir bölge. Sadece, sabahları uykumuzdan biraz fedkarlık yapmamız gerekecek.  🙂

15   ŞUBAT  :   

GALİLEO  GÜNÜ

Her yıl 15  Şubat günü geleneksel olarak kutlanan bir anma günüdür.

Galileo Galilei  : 15 Şubat 1564   tarihinde İtalya’nın Pisa kentinde doğmuş,  8 Ocak 1642  tarihinde Arcetri kentinde  ölmüştür. İtalyan fizikçi, matematikçi, gökbilimci ve felsefe adamı.

Hayat hikayesini burada anlatmayacağım.  Ayrı, geniş bir yazı olacak AstroBilgi  sayfalarında..

Galileo bilimde devrim yapmış birisi. Gözlemsel Astronominin Kurucusu-Babası…Fizik ve Matematik yetmemiş felsefe ile de uğraşmış. Avrupa rönesansının gözbebeği sayılır.

Kendi yaptığı,   5 cm  objektifi çaplı   olan basit Teleskopunu  gökyüzüne çevirip gökcisimlerini gözlemeyi ilk akıl eden kişi.  Yaptığı gözlemlerin sonuçlarını dikkate alıp, Yer Merkezli Evren  modeline karşı çıkmış, bu nedenle çok eziyet görmüş, zorluklar geçirmiş  birbilim insanı.

Teleskopu gökyüzüne çevirdiği  1609  yılının   400. Yıldönümü olan 2009 yılı “Dünya Astronomi Yılı “  olmuştu. Dünyanın her yerinde çok değişik astronomi etkinlikleri ve gözlem programları gerçekleştirilmişti.

Çok neden var    15 Şubat gününün   Galileo Günü  olarak anılması için.

Bu günde  ;  Galileo’nun yaşamı, yaptıkları, buldukları, bilime katkıları,  her ortamda toplumun her kesimine değişik yollarla aktarılır,  gözlemler yapılır.

Sizler de, okullarınızda, grup ya da topluluklarınızda bu tür etkinlikler yapmalısınız.  Okul gazete ya da panolarına bu bilgileri eklemelisiniz. Galileo’nun devrim yaratan basit ama çok önemli gözlemlerini yaparak anmalısınız. Haydi, iş başına….

Gökyüzünüz açık olsun..  İyi gözlemler..

 ŞUBAT  Ayı içinde  gün gün gökolayları  :

 ÇYG  :  Açısal olarak Çok Yakın Görünümde ,      YG   :  Açısal olarak Yakın Görünümde

02    AY- SATÜRN    ÇYG   (Güneş doğumundan hemen sonra  AY  Satürn’ü  örtecek.

05    AY   YENİAY Evresinde

05    AY   bu ay içinde YER etrafındaki  yörüngesinde ENÖTE  noktasında – YER’e en uzak konumda  (  406 555  km )

10    AY – MARS    YG

13     AY   İLKDÖRDÜN  evresinde

13    AY – Aldebaran (BOĞA takımyıldızının en parlak yıldızı)  YG

15    GALİLEO GALİLEİ ‘nin  454. Doğum günü.. ( Galileo  Günü )

18     VENÜS – SATÜRN  ÇYG

19    AY  DOLUNAY  evresinde (Yıl içindeki  en büyük Dolunay – SÜPER AY )

19    AY   bu ay içinde YER etrafındaki  yörüngesinde ENBERİ  noktasında – YER’e en yakın konumda  (  356 761 km )

26    AY    Antares( AKREP   takımyıldızının en parlak yıldızı )    YG

26    AY  SONDÖRDÜN  evresinde

27    AY- JÜPİTER   ÇYG

27    MERKÜR   En Büyük Doğu  Uzanımda (EBDU = 18 derece)

 

 Biraz ek BİLGİ :

 Gezegenlerin  Güneş Sistemi  içindeki konumları, uzaklıkları, görünümleri  gibi bir çok özelliği, tarih değiştirerek görebileceğiniz bazı web sayfalarının adresleri  aşağıda.  İstediğiniz tarihteki konumlarını, Dünyamıza  ya da Güneş’e uzaklıklarını görebileceğiniz birkaç örnek.  Buna benzer örnekleri  sizler  de  internette bulabilirsiniz.

http://www.astronoo.com/en/articles/positions-of-the-planets.html

https://in-the-sky.org/solarsystem.php

https://www.timeanddate.com/astronomy/planets/distance

Ay ve Yer ikilisinin hareketleri ile ilgili çok güzel videoları NASA sayfalarında izleyebilirsiniz.

https://svs.gsfc.nasa.gov/4537

Eğitim ile ilgili bilgiler de var NASA sayfalarında..

https://www.nasa.gov/audience/foreducators/index.html

Başka bilgiler de istiyorsanız, üstelik Türkçe  ;

http://www.astrookul.com

http://www.astronomidiyari.com

http://www.serdarevren.com

http://www.ethemderman.com

 

Bilgi Notu :

Güneş Tutulum üzerinde hareket ederken  Gök Eşleğine uzaklığı yanı DİKAÇIKLIĞI sürekli değişmektedir. 21 Haziran’da Gök Eşleğinden kuzeye doğru  en fazla 23.5 derece uzaklaşır. 22 Eylül’de gökeşleğini keserek sonra güneye iner, 21 Aralık günü maksimum ( – değer alarak) 23.5 derece olur, sonra tekrar Eşleğe yaklaşır ve sonra gökeşleğinden kuzeye doğru  uzaklaşır ve bu döngü sürer gider. Gökeşleğine olan açısal uzaklıktaki bu değişimler  doğma-batma zamanlarını, gündüz süresi gibi kavramları belirler.  

 Bilgi Notu :

GÜNEŞ’imizin  bir yıl boyunca gökyüzünde izlediği çembere “TUTULUM” denilmektedir. Güneş, bu çember üzerinde  hergün yaklaşık 1 derece doğuya doğru yolalır.  Güneş ve Ay Tutulmaları,  YER, AY ve GÜNEŞ tam bu çember üzerinde ve aynı hizada olduklarında gerçekleşir. Tutulum denmesinin nedeni de budur. Diğer gezegenler ve AY da bu çembere çok yakın dolanırlar. Hepsinin dolandığı, Tutulum çevresindeki band şeklindeki bu bölgeye  ZODYAK KUŞAĞI  adı verilir.

   

Dünyanın En Eski ve Hala Çalışan Gökevi: Eise Eisinga Planetaryumu  

Ülkemizde gökevi (planetaryum) sayısı son yıllarda hızla artıyor.  Bunlar güneş sisteminin ve yıldızlı gökyüzünün sayısal modellerini ya da fotoğraflarını projektörler yardımıyla kubbe şeklinde tavanlara yansıtan sayısal (dijital) düzeneklerdir. Sayısal çağdan önce, güneş sistemi ve gezegenlerin hareketleri mekanik modellerle gösteriliyordu.  Bu yazıda dünyanın en eski ve hala çalışan bir mekanik gökevinden söz edeceğim.

Haziran 2018’de eşim Nazan ile kızımız Gökçen’i ziyaret etmek için Hollanda’ya gittik. Gökçen Hollanda’da bizim için görülecek yerleri araştırırken (müzik korosu) arkadaşlarından biri “Hollanda’nın kuzeyinde Frisland eyaletinde dünyanın en eski ve hala çalışan bir gökevi var, bu görmeye değer” diye önermiş. Kızım bir araba kiraladı ve biz Frisland – biraz Türkçeleşmiş hali ile Frezya- eyaletine gittik.

Önce gökevine adını veren Eise Eisinga’yı biraz tanıyalım. 1744’te doğan Eisinga, Franeker’in çevre kasabalarından Dronrijp’da doğmuş. Babası gibi matematik ve astronomiye ilgi duymuş ancak çalışmak zorunda olduğu için okul hayatına devam edememiş. Babası ile yüncülük mesleğini sürdürmek zorunda kalmış. Yine de merakına gem vuramadığı için kendi kendisini yetiştirmiş. 2 saat yürüyüşle Franeker Akademi’sine giderek matematik ve astronomi çalışmış. Hatta 15 yaşındayken 650 sayfalık bir matematik kitabı yazmış.

24 yaşında evlenip Franeker’e yerleşmeye karar vermiş. Halen işlevine devam eden belediye binasının karşısında bir ev satın almış ve hem ev hem dükkân olarak kullanmaya başlamış. Yüncülük o dönem için iyi bir meslek olmalı, çünkü şehrin en merkezi yerinde küçük de olsa bir ev almak çok da ucuz olmasa gerek.

Resim 1- Eisinga’nın evi. Eise Eisinga  gökevini ( daha anlamlı bir tanımla gezegenevini) bu binanı içinde inşa etmiş. Bu gökevi Franeker şehri içinde.

1774 yılının Mayıs ayında Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Ay’ın aynı hizaya geleceği, yani bir kavuşum yaşanacağı öngörüsünde bulunulmuş.  Frezya eyaletinde Eelco Alta adlı bir din adamı bu olay gerçekleştikten üç gün sonra, gezegenlerin yaratılıştaki durumlarına geri döneceğini, gezegenlerin çarpışmasında dünyanın yörüngesinden çıkıp güneş tarafından yakılacağını anlatan bir metin yayınlamış. Bu yazıyı Newton’un kütle çekim kuramına ve İncil öğretilerine dayandırmış! Halkta büyük paniğe sebep olan yazı, Eisinga için bambaşka bir serüvenin başlangıcı olmuş. İnsanların gezegen hareketleri ile ilgili bilgisi olsaydı, din adamının söylediği gibi bir olayın gerçekleşmeyeceğini bilecekler ve panik yaşamayacaklarını düşünmüş. Gezegenlerin konumlarının hesaplanabileceğini ve birbirleri ile çarpışmayacağını göstermek için bir gökevi yapmaya karar vermiş. Mekân olarak ise  oturma odasının tavanını seçmiş. Sadece iki odadan oluşan evde karısı ve çocukları 7 yıl süren yapım sırasında oldukça sıkıntı çekmiş olmalılar. Odalardan biri dükkân ve atölye olarak kullanıldığı için oturma odası aynı zamanda tüm aile için yatak odası ve mutfak görevi de görüyormuş.

Resim 2- Eise güneş sisteminin modelini evinin tavanına kurmuş, ölçeği 1:1,000,000,000,000 (1 milimetre: 1 milyon kilometre). Modelin yüzeyi tavandan aşağıya bakıyor, mekanik sistemi çatı arasına yerleştirmiş.

Hassas hesaplamalardan sonra tavan arasında mekanik parçaları kendi elleri ile üretmiş. Benzer merakları paylaşan babasından da yardım almış. Dişlileri üretirken 10.000 el yapımı çivi,   onlarca çark… Ve sonunda halen doğru çalışan 6 gezegenlik bir güneş sistemi modeli…Uranüs modelin bittiği yıl keşfedilmiş. Neptün’ü ise bilen yok o sıralar. Bilinse dahi her iki gezegenin yörüngelerinin de bu tavana sığma olasılığı yok.

 

Resim 3-Mekanizmanın bir kısmı. Dişli çarkları ve halkalar (gezegen yörüngeleri için) Frezya zamanına ayarlı saat tarafından kontrol edilir fakat işletilmez. Bunun yerine bir dizi ağırlık ve karşı ağırlıklar üzerinde işler.

Gökevi tıpkı bir sarkaçlı saat gibi çalışıyor.  Gerçek zamanlı çalışıyor, yani gezegenler gerçek zamanda hareket ediyor. (Atık yılı hesaba katmak için dört yılda bir 29 Şubatta elle yenide ayar yapılıyor.) Her gezegenin hareketini kontrol eden bir çark var. Sarkaçlardaki ağırlıkların belli aralıklarla ilk konumlarına getirilmesi gerekiyor.  Dünyayı temsil eden topçuk, odanın tavanında tam 365 1/4 gün sonra aynı noktaya ulaşıyor. Ay’ın dünyamız çevresindeki hareki, evreleri ve diğer astronomi olayları da sergileniyor.

Resim 4- Ortadaki kısım Franeker kasabasındaki günün gökyüzünü gösteriyor. Solda ve sağdaki yelkovanlar güneşin doğma ve batma zamanlarını veriyor. Biz ziyaretimizi 20 Haziranda, en uzun günden bir gün önce gerçekleştirdiğimiz için güneşin doğuş ve batış saatleri göstergenin sınırlarına dayanmış. Franeker’de güneşin en erken doğabileceği ve en geç batabileceği saatler bunlar.

 

Sadece gezegen konumları değil, güneş ve ayın doğuş-batış saatleri, o sırada gökte bulunan takım yıldızları, ayları, günleri ve yılı da gösteriliyor.  Bu göstergelerin neredeyse tamamı tavandaki modelde daha geniş bir alana yayılmış şekilde mevcutken, Eisinga bilgilerin kolaylıkla okunabileceği bir gösterge paneli de oluşturmuş.

Yıl göstergesinde 2018’i görebiliyor olmak ise Eisinga’dan sonra gökevine yapılan tek ekleme. Gösterge sona ulaştığında, panel yerinden çıkarılarak yeni yıllar üzerine yazılıyor, boyanıp tekrar yerine yerleştiriliyor.

Bu bilgilerin tamamını yarım saatte bir düzenlenen seansta müze görevlileri veriyor. Seanslar İngilizce ve Hollandaca olmak üzere dönüşümlü olarak gerçekleşiyor. Odaya ancak görevliler eşliğinde girilebiliyor.

Gökevi 1818 yılında Hollanda Kralı tarafından satın alınarak devlete bağlanmış. Sonrasında ise Franeker şehrine hibe edilmiş. Zaman içinde yan bina ile birleştirilerek bir müze haline getirilmiş. Eisinga’nın yaptığı çalışmalar, el yazmaları, yün atölyesi sergileniyor. Eisinga kendi yüncülük mesleğine de hassasiyetle eğilmiş. Yün boyama renkleri elde etmek için yaptığı karışımlar ve hesaplar döneme ait önemli kaynaklardan. Eisinga dışında aynı dönemde yaşamış ve gök bilime hizmet etmiş, bir kısmı amatör, Hollandalı gökbilimcilerle ilgili bilgi edinmek de mümkün.

360 yıl önce, hem de kendi kendisini yetiştirmiş biri tarafından yapılan hesapların bu hassasiyetle inşa edildiğini görmek şaşkınlık verici. Ta o zaman, sıradan bir insanın, halkın hurafelere inanmasına engel olmak istemesi bugün kimlere örnek olmalı acaba?

https://www.planetarium-friesland.nl/en

http://www.jusonline.nl/eisinga/gallery.htm

Resim 2 ve 4’ü Gökçen çekti, yazdığı daha ayrıntılı günceden alınmıştır :

https://subcaelum.wordpress.com/2018/08/01/frieslanda-yolculuk-1/

Gözlenen Radyo Dalgaları (FRB) Gizemli mi?

Geçtiğimiz hafta FRB konusunda yapılan bir araştırma yine çok ses getirdi. İlle de uzaylıları istiyoruz, neden diye sorduğum zaman kimse yanıt vermiyor nedense. Konuya önce FRB’yi tanıtarak başlayayım.

İlk kez 2007 yılında arşivlenmiş verilerden ortaya çıktı ve bugüne dek toplam 17 tane gözlendi. Peki neydi bu Hızlı Radyo Patlamaları (Fast Radio Bursts,FRB)? Çok kısa süren ama kuvvetli bir radyo sinyaliydi. Bu kuvvetli sinyal sadece 5 mili saniye veya daha kısa sürüyordu. Bu sinyali gökyüzünü her gün tarayan radyo teleskoplar gözlediği için adında radyo var. Patlama ve hızlı denmesinin nedeni de kısa sürmesi. Bu patlamalar tekrar etmiyor ve o nedenle bir daha aynı konumda gözlenemiyor. Sayıları belki gözlenenden daha fazla olabilir ama kısa sürmesi ve nerede olacağının bilinmemesi gözlenmesini zorlaştırıyor. Bu tür kaynakların Samanyolu dışında başka gökadalarda olduğu ve bir yıldızın şiddetli ölümü veya iki kara deliğin birleşmesi sonucu oluştuğu düşünülüyor.

Radyo Patlamalari

Popüler gökbilimin en önemli konusu uzaylılar olduğu için iki gökbilimci acaba bunu uzaylılar mı yapıyor diye araştırmaya girmişler. Bilim dünyası bu hızlı patlamaların kaynağı konusunda mantıklı bir açıklama yapamadığı için acaba yapay bir kaynak olabilir mi düşüncesinden hareket ediyorlar. Bu sinyal için gerekli enerji ancak yeryüzü ölçümünün iki katı bir yüzey güneş panelleri ile doluysa elde edilebiliyor. Bu hesapta uzaylıların güneşlerine bizim kadar uzak olduğu varsayılıyor. Böyle bir yapı bizler için mümkün değil ama bir kenara konmaz diyorlar. Aslında bu kadar enerjiyi nerede toplarsanız orayı eritir diyorlar ama arkasından da su soğutmalı bir sistemle bunun da üstesinden gelinebilir diye ekliyorlar.

FRB’ler için yapılan temsili bir resim.

Kanadalılar yeni bir radyo teleskop yapmışlar, amaçları hidrojen yoğunluğunu taramak, adı da CHIME (Canadian Hydrogen Intensity Mapping Experiment). Bu teleskop üç hafta içinde tam 13 tane FRB yakalamış. Üstelik söz konusu üç hafta da bu şaheser teleskop tam kapasite ile çalışmamış. Yapılan hesaba göre eğer tam kapasite çalışır ise günde 2 ila 50 FRB yakalayabilirmiş.

Araştırmayı bu teleskobun yapım projesini gerçekleştiren CHIME ekibi yapıyor. Onların sözcüsü, gözlenen radyo dalgalarının saçılarak bize geldiğini söylüyor. Bunun anlamı FRB’nin kaynaklandığı yerde bol miktarda türbülanslı gaz var. Böyle bir konum ise ya bir süpernova kalıntısı olabilir ya da yeni bir yıldız oluşum bölgesidir.

İlginç silindirik yapılı CHIME radyo teleskobu.

Bu çalışmanın en önemli yanı ise gözlenen bir FRB kaynağı dört kez daha tekrar patladı. Bugüne dek tekrarlayan tek kaynak 2012 yılında gözlenmişti. Daha önce çok nadir olduğu düşünülen bu olayın nadir olmadığı ortaya çıktı. Bunun anlamı daha önce bir kez meydana gelecek bir olay sonucu (süpernova patlaması veya iki nötron yıldızının birleşmesi) meydana çıktığı düşünülen FRB’nin böyle oluşmadığı anlaşıldı.

Diğer ilginç bir gözlem ise aynı kaynaktan gelen ilk iki patlamanın frekansları çok yüksek iken, sonrakilerin frekansı daha düşük. Bilimciler bunu da şöyle açıklıyor, ilk patlama çok süper kütleli bir kara delik gibi enerjik bir kaynağın yanında meydana gelmişken diğerleri daha uzakta oluşmuştur.

Hızlı radyo patlamaları evrende çok miktarda olan bir olay ama şimdilik çok azını gözleyebiliyoruz. İşte onun için yapılan temsili bir resim.

İlk bulunan tekrarlayan FRB 3 milyar IY uzaklıktaydı. Bulunan yeni kaynağın onun yarısı uzaklığında yani 1.5 milyar IY uzaklığında olduğu düşünülüyor. Evren atlasına göre (http://www.atlasoftheuniverse.com/) 1 milyar IY içinde neler olduğunu aşağıda sıralayabiliriz.

250,000 trilyon yıldız

60 milyon cüce galaksi

3 milyon büyük galasi

240,000 Galaksi grubu

100 Süper galaksi kümesi

İlk yazımda da belirttiğim gibi bu kozmik bilmece henüz çözülmedi, yani bu radyo dalgaları nasıl bir kaynaktan geliyor henüz bilmiyoruz. Şu ana kadar gözlenen FRB’lerin sayısı 100 yöresinde. Bunların ve tekrarlayan FRB’lerin sayısı arttıkça bu kozmik bilmece de çözülecek.

CHIME ekibi yaklaşık 53 bilimciden oluşuyor, bu Kanada ekibi 9 Ocak 2018 tarihinde Nature dergide 2 makale makale yayınladı ve aynı gün Amerikan Astronomi Derneğinin yıllık kongresinde sunum yaparak, çalışmalarını duyurdular. Hiç birinde uzaylılar lafı yoktu, daha çok yaptıkları radyo teleskop ve buldukları FRB’ler vardı.

Sevgilerimle…